Avukatlık Kanunu’nun Disiplin Suç ve Cezalarına İlişkin Hükümleri Yayımlanarak Yürürlüğe Girdi
25.12.2025 tarihli ve 33118 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 631 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (“Kanun Değişikliği”) ile 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun (“Kanun”) 2025/50 E., 2025/47 K. sayılı ve 06.03.2025 tarihli Anayasa Mahkemesi (“AYM”) kararıyla iptal edilen disiplin suç ve cezalarına ilişkin hükümleri yeniden düzenlenmiş ve yürürlüğe girmiştir.
AYM Kararı ve İptal Gerekçesi
Ankara 20. İdare Mahkemesi önüne gelen bir uyuşmazlıkta Kanun’un avukatlık onuruna, düzen ve gelenekleri ile meslek kurallarına uymayan eylem ve davranışlarda bulunanlarla mesleki çalışmada görevlerini yapmayan veya görevinin gerektirdiği dürüstlüğe uygun şekilde davranmayanlar hakkında Kanun'da yazılı disiplin cezalarının uygulanacağını düzenleyen 134 üncü maddesi ile avukatlar hakkında uygulanacak disiplin cezalarının uyarma, kınama, on bin liradan yüz elli bin liraya kadar para cezası, işten çıkarma ve meslekten çıkarma (avukatlık ortaklığı için baro avukatlık ortaklığı sicilinden silinme) olduğu hükme bağlayan ve bu cezaları tanımlayan 135 inci maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğu kanaatine varmış ve ilgili hükümlerle ilgili Anayasa’ya aykırılık iddialarını incelemek üzere itiraz (somut norm denetimi) yoluyla Anayasa Mahkemesi’ne başvurmuştur.
Başvuru kapsamında Kanun’un disiplin suç ve cezalarına ilişkin 134 ve 135’inci maddelerinin; disiplin uygulamalarıyla ilgili olarak herhangi bir ilkenin belirlenmediği, hangi disiplin fiillerine ne tür cezaların uygulanacağının düzenlenmediği, idareye anılan cezaların uygulanması konusunda sınırsız bir takdir yetkisi tanındığı, bu itibarla aynı fiil nedeniyle en hafif cezanın uygulanabileceği gibi en ağır cezanın da uygulanmasının mümkün olduğu, bu haliyle disiplin suç ve cezaları konusunda kanuni güvencenin sağlanmadığı, bireylerin hangi somut fiil ve olguya hangi hukuki yaptırımın veya sonucun bağlandığını belirli bir açıklık ve kesinlikle öngörebilmelerine yasal çerçevede imkan tanınmadığı ve suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiği belirtilerek Anayasa’nın 2., 13. ve 38’inci maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
İnceleme neticesinde AYM, 2025/50 E., 2025/47 K. sayılı ve 06.03.2025 tarihli kararı uyarınca yerleşik görüşünü koruyarak “Kanun’un 134 üncü ve 135 inci maddelerinde, disiplin cezası uygulanabilecek hâllerin sayılması ve disiplin cezalarının da gösterilmesine rağmen disiplin suç ve cezaları arasında yeterli bağlantının kurulamadığı, disiplin cezasını gerektiren eylemin gerçekleşmesi durumunda fiil ve hareketin niteliğine göre disiplin cezalarının verilmesinde bu ölçütün muhataplar açısından yeterli bir hukuki güvence sağlamadığı, işlenen disiplinsizlik eylemi ile tayin edilen disiplin cezası arasında adil bir dengenin gözetilmesini temin edecek gerekli ve yeterli mekanizmaların bulunmadığı, verilecek disiplin cezaları bakımından keyfi yorum ve uygulamalara karşı hukuki güvencenin sağlanamadığı” gerekçeleriyle mevcut hükümlerin iptaline karar vermiş ve iptal hükümlerinin kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak 9 (dokuz) ay sonra (22.02.2026 tarihinde) yürürlüğe girmesini uygun görmüştür.
Kanun Değişikliği ve Gerekçeleri
AYM’nin söz konusu kararı üzerine kanun koyucunun yaptığı Kanun Değişikliği ile hükümlerin aşağıda yer alan gerekçelerle düzenlenmesi yoluna gidilmiştir.
Kanunun 59 uncu maddesinde yapılan düzenlemeyle, disiplin soruşturmasının ceza kovuşturmasını beklediği ve ceza kovuşturması sonucunda beklenen karar üzerine işlem tesis edilmesinin gerektiği durumlarda ilgili baronun, ilk derece, istinaf ve temyiz mahkemelerinin kararları ile bu kararlar üzerine ağır ceza mahkemesince verilecek kesinleşme şerhinden haberdar olmasını sağlamak amacıyla yargılama aşamalarında verilen nihai kararların da avukatın kayıtlı olduğu baroya bildirilmesi hükmü eklenmiştir.
Yapılan Kanun Değişikliği ile AYM kararı sonucu iptal edilen hükümler Türkiye Barolar Birliğinden de görüş alınarak yeniden düzenlenmiştir. Bu düzenlemeler ile
disiplinsizlik eylemi ile tayin edilen disiplin cezaları arasında adil bir dengenin kurulması sağlanarak kanunilik ilkesinin gereği yerine getirilmesi, disiplin cezalarının caydırıcı etkisinin daha güçlü hale getirilmesi, hakkaniyete uygun şekilde verilmesi ve hukuki belirlilik ilkesinin daha etkin bir şekilde hayata geçirilmesi amaçlanmış ve bir yandan disiplin cezasını gerektiren eylemler cezasız bırakılmayarak diğer yandan hukuki belirlilik ilkesi gereğince disiplin cezasının hangi süre içinde verilebileceği açıkça hükme bağlanmıştır.
Daha fazla bilgi ve destek için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
AYM Kararı ve İptal Gerekçesi
Ankara 20. İdare Mahkemesi önüne gelen bir uyuşmazlıkta Kanun’un avukatlık onuruna, düzen ve gelenekleri ile meslek kurallarına uymayan eylem ve davranışlarda bulunanlarla mesleki çalışmada görevlerini yapmayan veya görevinin gerektirdiği dürüstlüğe uygun şekilde davranmayanlar hakkında Kanun'da yazılı disiplin cezalarının uygulanacağını düzenleyen 134 üncü maddesi ile avukatlar hakkında uygulanacak disiplin cezalarının uyarma, kınama, on bin liradan yüz elli bin liraya kadar para cezası, işten çıkarma ve meslekten çıkarma (avukatlık ortaklığı için baro avukatlık ortaklığı sicilinden silinme) olduğu hükme bağlayan ve bu cezaları tanımlayan 135 inci maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğu kanaatine varmış ve ilgili hükümlerle ilgili Anayasa’ya aykırılık iddialarını incelemek üzere itiraz (somut norm denetimi) yoluyla Anayasa Mahkemesi’ne başvurmuştur.
Başvuru kapsamında Kanun’un disiplin suç ve cezalarına ilişkin 134 ve 135’inci maddelerinin; disiplin uygulamalarıyla ilgili olarak herhangi bir ilkenin belirlenmediği, hangi disiplin fiillerine ne tür cezaların uygulanacağının düzenlenmediği, idareye anılan cezaların uygulanması konusunda sınırsız bir takdir yetkisi tanındığı, bu itibarla aynı fiil nedeniyle en hafif cezanın uygulanabileceği gibi en ağır cezanın da uygulanmasının mümkün olduğu, bu haliyle disiplin suç ve cezaları konusunda kanuni güvencenin sağlanmadığı, bireylerin hangi somut fiil ve olguya hangi hukuki yaptırımın veya sonucun bağlandığını belirli bir açıklık ve kesinlikle öngörebilmelerine yasal çerçevede imkan tanınmadığı ve suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiği belirtilerek Anayasa’nın 2., 13. ve 38’inci maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
İnceleme neticesinde AYM, 2025/50 E., 2025/47 K. sayılı ve 06.03.2025 tarihli kararı uyarınca yerleşik görüşünü koruyarak “Kanun’un 134 üncü ve 135 inci maddelerinde, disiplin cezası uygulanabilecek hâllerin sayılması ve disiplin cezalarının da gösterilmesine rağmen disiplin suç ve cezaları arasında yeterli bağlantının kurulamadığı, disiplin cezasını gerektiren eylemin gerçekleşmesi durumunda fiil ve hareketin niteliğine göre disiplin cezalarının verilmesinde bu ölçütün muhataplar açısından yeterli bir hukuki güvence sağlamadığı, işlenen disiplinsizlik eylemi ile tayin edilen disiplin cezası arasında adil bir dengenin gözetilmesini temin edecek gerekli ve yeterli mekanizmaların bulunmadığı, verilecek disiplin cezaları bakımından keyfi yorum ve uygulamalara karşı hukuki güvencenin sağlanamadığı” gerekçeleriyle mevcut hükümlerin iptaline karar vermiş ve iptal hükümlerinin kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak 9 (dokuz) ay sonra (22.02.2026 tarihinde) yürürlüğe girmesini uygun görmüştür.
Kanun Değişikliği ve Gerekçeleri
AYM’nin söz konusu kararı üzerine kanun koyucunun yaptığı Kanun Değişikliği ile hükümlerin aşağıda yer alan gerekçelerle düzenlenmesi yoluna gidilmiştir.
Kanunun 59 uncu maddesinde yapılan düzenlemeyle, disiplin soruşturmasının ceza kovuşturmasını beklediği ve ceza kovuşturması sonucunda beklenen karar üzerine işlem tesis edilmesinin gerektiği durumlarda ilgili baronun, ilk derece, istinaf ve temyiz mahkemelerinin kararları ile bu kararlar üzerine ağır ceza mahkemesince verilecek kesinleşme şerhinden haberdar olmasını sağlamak amacıyla yargılama aşamalarında verilen nihai kararların da avukatın kayıtlı olduğu baroya bildirilmesi hükmü eklenmiştir.
- Kanunun 134 üncü ve 135 inci maddelerinde yapılan düzenlemeyle, disiplinsizlik olarak nitelenen eylemlere uygulanacak cezalar; uyarma, kınama, para cezası, işten çıkarma ve meslekten çıkarma olarak belirlenmiş ve bu cezaları gerektiren fiiller ayrı ayrı gösterilmiştir. İşten çıkarma ve meslekten çıkarma hariç diğer disiplin cezalarında, nitelik ve ağırlık itibarıyla maddede belirtilen eylemlere benzer eylemlerde bulunma hâli de ilgili disiplin cezasını gerektiren eylem olarak tanımlanmış, bu tür eylemlerin cezasız kalmasının engellenmesi amaçlanmıştır. Öte yandan, maddede Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen 2 (iki) yıldan fazla süreyle hapis cezasına hükmedilmiş olan kasıtlı suçlar ve maddede belirtilen diğer suçlar yönünden de kademelendirme yapılmıştır.
- Kanunun 136 ncı maddesinde yapılan düzenlemeyle, bir üst veya alt derece disiplin cezası uygulanabilecek hâller ile meslekten çıkarma cezasının özel uygulama şekli gösterilmiş ve hakkında herhangi bir disiplin cezası verilen avukata, bu cezanın kesinleştiği tarihten itibaren 5 (beş) yıl içinde disiplin cezası verilmesini gerektiren yeni bir fiil işlemesi hâlinde bu fiil için Kanunda öngörülen disiplin cezasının bir derece ağır olanının uygulanacağı ancak ilk defa verilen uyarma cezasının kesinleştiği tarihten itibaren 5 (beş) yıl içinde işten çıkarma cezası gerektiren bir fiilin işlenmesi halinde meslekten çıkarma cezası yerine işten çıkarma cezasının üst haddinin uygulanacağı, maddenin ikinci fıkrasıyla, bir defa işten çıkarma cezası alan avukatın, bu cezanın kesinleştiği tarihten itibaren 5 (beş) yıl içinde en az kınama cezasını gerektiren bir eylemde bulunması hâlinde meslekten çıkarılacağı, maddenin üçüncü fıkrasına ise ilk defa disiplin cezası verilmesini gerektiren bir fiil işleyen avukata, meslekten çıkarma cezasını gerektiren durumlar hariç olmak üzere, verilecek disiplin cezasından bir derece hafif olanın uygulanabileceği düzenlenmiş ve hakkında verilen bir disiplin cezasının kesinleşmesinin üzerinden 5 (beş) yıl geçen avukatların da bu hükümden faydalanmasına imkân tanınmıştır.
- Kanun’un 135 inci ve 136 ncı maddesinde yapılan değişikliklere uyum sağlamak amacıyla Kanunun 155 inci maddesinin ikinci fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır.
- Kanunun 159 uncu maddesinde yapılan düzenlemeyle, maddenin üçüncü fıkrasına disiplin kurulu tarafından kovuşturma sonucunun beklenmesine karar verilmesi halinde kesinleşen mahkeme kararının ilgili baroya bildirilmesinden itibaren 1 (bir) yıl geçmekle ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğrayacağı, maddeye eklenen yeni fıkrayla ise disiplin soruşturması veya kovuşturması sonucu tesis edilen idari işleme karşı dava açılmakla zamanaşımı süresinin kesileceği ve idari işlemin yargı kararıyla iptal edilmesi hâlinde kararın ilgili baro veya Türkiye Barolar Birliğine bildirilmesinden itibaren mahkeme kararı uyarınca en geç 2 (iki) yıl içinde yeniden yapılacak soruşturma veya kovuşturma sonucuna göre karar verileceği hüküm altına alınmıştır.
- Kanunun 160 ıncı maddesinde yapılan düzenlemeyle, uyarma, kınama ve para cezaları yanında işten çıkarma cezasının da 5 (beş) yıl geçtikten sonra sicilden silinebilmesine imkân tanıyan düzenlemeye ek olarak tekerrür uygulanarak verilen işten çıkarma cezalarının sicilden silinemeyeceği hükmü eklenmiştir.
Yapılan Kanun Değişikliği ile AYM kararı sonucu iptal edilen hükümler Türkiye Barolar Birliğinden de görüş alınarak yeniden düzenlenmiştir. Bu düzenlemeler ile
disiplinsizlik eylemi ile tayin edilen disiplin cezaları arasında adil bir dengenin kurulması sağlanarak kanunilik ilkesinin gereği yerine getirilmesi, disiplin cezalarının caydırıcı etkisinin daha güçlü hale getirilmesi, hakkaniyete uygun şekilde verilmesi ve hukuki belirlilik ilkesinin daha etkin bir şekilde hayata geçirilmesi amaçlanmış ve bir yandan disiplin cezasını gerektiren eylemler cezasız bırakılmayarak diğer yandan hukuki belirlilik ilkesi gereğince disiplin cezasının hangi süre içinde verilebileceği açıkça hükme bağlanmıştır.
Daha fazla bilgi ve destek için bizimle iletişime geçebilirsiniz.